Shadow of the Colossus'u ilk oynayışımda kontrol elime geçtiği an birkaç adım attım ve önümdeki devasa dünyanın ihtişamlı manzarasına baktım. Önümde uçsuz bucaksız, bomboş bir dünya vardı. Ne bir NPC, ne bir kalabalık meydan, ne de bir yerleşim yeri... Hiçbiri yoktu. Sadece ben ve bu koca "ölü" diyarda alt etmem gereken 16 dev.
Oyunun beni ilk kalbimden vuruşu bu anda oldu. Kafamda bir şey tık etti. Daha belki de 5. dakikasından bu unutulmaz başyapıtın tadını almıştım.
Kendine has nefis bir deneyim 





