✓ Recommended
Aug 15, 2026
Beat·PC
Death Stranding için en çok söylenen ifade ile giriş yapayım, bu oyun herkese göre değil veya yanlış kafayla girdiğiniz için size uymuyor ama doğru kafayla girerseniz sevebilirsiniz.
Oynanışa ayrıca gireceğim ama oynanışı beğendim, oyunun süresi bir bu kadar daha olsaydı sıkılmadan oynardım. Görselliği de muazzam, oyunun dünya modellemesi müthiş, İzlanda’yı sürükleyip oyuna bırakmışlar resmen. Hikaye konusu kişisel zevktir ama ben beğendim. Oyuncuların performansı ve müzikleri muazzamdı.
Oynanışa gelirsem öncelikle RDR 2 oynar gibi ağır bir tempoyla oynanması gerekiyor. Oyunla dalga geçmek için "yürüme simülasyonu" diyorlar ama bu aslında çok doğru bir ifade. Oyunun başlarında adımları düzgün atmak bile çok fark ediyor. Acele edip yardırırsanız düz yolda devrilir, engellerde bıkarsınız. Onun yerine ağır ve sağlam adımlarla gidip yanınıza ekipman da alırsanız çok fazla sıkıntı yaşamazsınız. Oyunda ilerledikçe hem engelleri aşmak için ekipman hem de düşmanlarla savaşmak için hem ölümcül hem de ölümcül olmayan birçok silah seçeneği açılıyor. Bir de yol yapma işlerine girdiğinizde inşaat izleyen dayıların aldığı keyfi alıyorsunuz.
Ağır tempoyla oynamanın yanı sıra bir de yardımsever bir modda oynamayı tavsiye ederim. Oyunun bir amacı da ülkeyi birleştirmek ve bunu yaparken diğer porter (taşıyıcı) arkadaşlara yardımcı olmak. Oyun da bunu ufak bir multiplayer koyarak yapıyor. Başka oyuncular ve arkadaşlarınız kurduğunuz yapıları kullanıyor, aynı şekilde tırmanmak için merdiven almadığım yerde bir arkadaşımın halatıyla tırmandım. Ben de hem ihtiyaç fazlası malzemelerimi bıraktım hem de yarım yolları "benden sonra gelenler için" tamamladım.
Oyunun ana döngüsü de 2 nokta arasında kargo taşımayı içeriyor ama her seferinde farklı bir macera yaşatıyor. Her yolculuk birbirinden farklı, her biri için farklı bir planlama gerekiyor. Kargoculuk fikri ne kadar basit kalsa da her teslimatın birbirinden farklı olması oyunu hem taze hem de aynı şeyi deneyen oyunlardan farklı kılıyor.




