Dispatch'in bir kimliği var. Bu çok net. Oyunu bitirdikten sonra hafızanızda oyuna dair, hikayeye dair çok fazla detay kalıyor. Oynanışından hikaye sunumuna, müziklerinden çizimlere kadar oyunda sizi içine çeken şeyler var. Özel bir şeyler. Oyuna başladığım andan sonuna kadar bunu hissettim.
Oyun kısa ama etkili, karakter gelişimleri bariz ama tembel olmayan, replikleri güzel yazılmış ve temposu hiç düşmeyen bir süperkahraman hikayesi anlatıyor. Daha doğrusu "süperkahramanlar hikayesi" anlatıyor. Bir grup suçlunun süperkahramana dönüşme hikayesini bu kadar eğlenceli ve güncel süperkahraman filmlerini tiye alarak yansıtmak harika bir iş olmuş.
Dispatch samimi bir hikaye. Karakter tasarımları güzel ve hikayaye ayak basan herkes kendinden bir parça bulacaktır buna eminim. Her karakterin duygusal bir yükü var ve hikaye boyunca yaşanan gerginlikle bu duygusal yük desteklenmiş. Sinematik anları izlemek, anlamlı seçimler yapmak ve aktif olarak oyunla meşgul olma arasındaki denge çok iyi kurulmuş.
Benim için oyuna dair eksik kalan yan kesinlikle seçimlerin etkisi oldu. Oyun bitince tekrar başlama hissi biraz oldu ama hikayenin bu kadar eğlenceli olduğu bir oyunda hemen yeni bir kayıt açmak istemeniz gerekir ama hayır, oyunda seçimler o kadar az şeye etki ediyor ki neredeyse tek oturuşta oyunun %90'ınını zaten tecrübe etmiş oluyorsunuz. Oyunda güzel işlenmiş kırılma noktaları var haliyle insan hikayenin ileri noktalarına bu kırılmaların etki etmesini istiyor ama sadece birkaç sahneyi değiştirmekten başka işe yaramıyorlar. Yine de oyun içinde ben bu seçimi neden yapıyorum demedim çünkü akış içinde hikayaye kapılıp gidiyorsunuz.
İnsanların süper kahramanlıkların kalbinde yer aldığını ve büyülü bir kıyafetin, etrafınızdaki herkesi neşelenirme ve potansiyellerini gerçekleştirmelerine yardımcı olma hikayesi Dispatch. Kusurlarının ötesini görebilme hikayesi.
Ve kesinlikle en eğlenceli dünyayı kurtarma ve kendini bulma hikayesi!




